Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, AA Editör Masası'na konuk oldu



10.12.2015 10:03



Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Musul'daki Türk askeri varlığı ile ilgili olarak, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin unsurları orada eğitim amaçlı vardır, orada muharip unsurlarımız bulunmuyor" dedi.





Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

Kurtulmuş, Musul'daki Türk askeri varlığı ile ilgili olarak, "Bizim oradaki varlığımız asla Irak halkının karşısında olan bir tutum değildir. Irak hükümetinin aleyhine olan bir durum değildir. Tam tersine DAEŞ ile mücadelede Irak hükümetine yardım etmek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin unsurları orada eğitim amaçlı vardır, orada muharip unsurlarımız bulunmuyor. Abartılmış bir konudur, ben en kısa zamanda bu gerilimin düşürüleceğini ümit ediyorum" şeklinde konuştu.

"Mesele planlı bir askeri eğitimin bir parçasıdır"

Başından itibaren merkezi Irak hükümetiyle Türkiye'nin irtibatlı olarak eğitim konusunda hareket ettiğini belirten Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Bunun giderilmesi için önce Milli Savuma Bakanımız, Iraklı mevkidaşıyla görüştü arkasından Sayın Başbakanımız Irak Başbakanı Sayın İbadi'ye bir mektup kaleme aldı. Mesele planlı bir askeri eğitimin bir parçasıdır, uzun süredir orada Türkiye bulunmaktadır. Bu eğitimleri vermektedir."

"Türkiye hiçbir terör örgütünden petrol almaz"

Kurtulmuş, "Türkiye'nin DAEŞ ile petrol ticareti" iddiasına ilişkin olarak da "Tam bir zırvadır. Türkiye'nin hiçbir terör örgütünden petrol almak gibi bir durumu olamaz. Bu Türkiye'ye karşı iftiradır. Türkiye hükümetine karşı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına karşı açık, aleni bir iftiradır. Bunu kabul etmek mümkün değildir" dedi.

"Akkuyu Nükleer Santralini konuşmak için erken"

Akkuyu Nükleer Santralinin durumunu da değerlendiren Numan Kurtulmuş, Akkuyu Nükleer Santraliyle ilgili konuşmak için erken olduğu kanaatinde olduğunu kaydederek, "Rusların da Akkuyu'dan kolay kolay vazgeçeceklerini zannetmiyorum. Nasıl ticarette çaresiz, tek kapıya muhtaç değilsek, Türkiye'nin nükleer santraller konusunda da tek bir ülkeye, tek bir ülkenin teknolojisine mahkum olmadığını açıkça ifade etmemiz lazım. Türkiye'nin bu taleplerini karşılamaya hazır da dünyada çok sayıda ülke, çok sayıda şirket olduğunu biliyoruz. Ben Akkuyu için konuşmanın erken olduğu kanaatindeyim" ifadelerini kullandı.

"Bu hükümetin adı reform hükümetidir"

Kurtulmuş, "64. hükümete illa bir ad koyacaksak bu hükümetin adı 'reform hükümetidir'. AK Parti'nin 13 yıllık süre içerisinde yapmış olduğu çok sayıda reform var, yapamamış oldukları da var. Şimdi bunların tamamlanma sürecidir" dedi.

Başkanlık sistemi konusu

Kurtulmuş, başkanlık sistemi ile ilgili olarak da "12 Eylül anayasasının bu ilgili yapısının değişmesi lazım. Bunun için biz diyoruz ki 'Türkiye'de etkin bir yürütmeye ihtiyaç' var. Hesap verebilen, denetlenebilen, aynı zamanda çok etkin, hızlı bir şekilde yürütülen bir mekanizmaya ihtiyaç var. Bunun için başkanlık sistemi konuşulabilir, tartışılabilir. Bu hiçbir partinin, şahsın kişisel ya da partisel meselesi değildir" değerlendirmesinde bulundu.

Başkanlık sisteminin Türkiye'de bugünkü şartlar itibariyle etkin bir yürütmeyi sağlayacak mekanizma olduğuna inandıklarını kaydeden Kurtulmuş, "Ama sadece 317 milletvekilimiz olduğu için çıkaramıyoruz değil, 400 milletvekilimiz de olsaydı yine bu meseleyi getirir, konuşur, tartışırdık" ifadelerini kullandı.

Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci ile ilgili olarak da şu değerlendirmede bulundu:

"Biz ya gönüllü olarak ya da devletin imkanlarıyla terör örgütünün elindeki silahların bırakılması, bombaların, füzelerin bunların bırakılmasını silahlı mücadele döneminin sona erdirilmesini inşallah sağlayacağız. Bundan hiçbir şekilde geri adım atmayacağız. Birileri diyor ya 'Türkiye 90'lı yıllara geri dönüyor'... 90'lı yıllara geri dönen hükümet değil, terör örgütünün arkasındaki karar odaklarıdır."

"Türkiye bütün bu senaryolara karşı hazırlıklıdır"

Kurtulmuş, Rusya'nın Türkiye'ye karşı ekonomik tedbirlerine dair, Türkiye'nin bütün bu senaryolara karşı hazırlıklı olduğunu belirterek, "Türkiye'nin de tabii ki Rusların atacağı ilave adımlara karşı alacağı tedbirler vardır ama yine ümit ediyoruz ki bu tedbirleri Rusya'nın da almasına, bizim de mukabil tedbirleri geliştirmemize gerek olmasın ve Türkiye - Rusya arasındaki bu gerilim müzakereyle anlaşmayla çözülsün" dedi.

Rusya'nın bu alanların her birisinde alabileceği en sert tedbiri dahi alsa bunun Türkiye ekonomisine etkisinin minimal olacağını söyleyen Kurtulmuş, "Ben Rusya'nın bu gerilim dolayısıyla Türkiye'yi kaybetmeyi göze alacağı kanaatinde değilim, ekonomik olarak da siyasi olarak da bu böyle"şeklinde konuştu.

"Türkiye zaten kendi ödevlerini yapacaktır"

Numan Kurtulmuş, "Avrupa'daki bazı platformlarda, Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için rapor üstüne rapor yayınlayan, farklı görüşler ortaya serdeden çevreler olduğunu biliyoruz. Onlara da şunu söylüyoruz; hangi raporları yazarsanız, hangi görüşleri serdederseniz serdedin Türkiye, demokratikleşme, insan haklarını geliştirme yolunda, Türkiye, ekonomik refahı artırma yolunda zaten kendi ödevlerini yapacaktır" ifadelerini kullandı.

"En trajik göç dalgası Halep'teki durumun değişmesiyle ortaya çıkacaktır"

"Sadece Bayırbucak Bölgesi'nden değil Allah muhafaza en trajik göç dalgası Halep'teki durumun değişmesiyle ortaya çıkacaktır" diyen Kurtulmuş, konuşmasına şöyle devam etti:

"Allah muhafaza, inşallah öyle bir şey olmaz. Bir milyona yakın yeni bir göçmen dalgasının oradan gelme ihtimali var. Bütün bunlarla ilgili hazırlıklarımız yapılıyor. İnşallah bunlara gerek kalmadan sorun çözülür."

Anayasa değişikliği konusu

Anayasa değişikliği konusuna da değinen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Ne yazık ki anayasayı tek başına değiştirecek bir gücümüz yok. Hatta 330'u bularak tek başımıza kamuoyunu referanduma götürebilecek bir gücümüz de yok. Dolayısıyla anayasa değişikliği gerektiren konuları son derece geniş bir perspektifle bütün siyasi partilerin, üniversitelerin, kanaat önderlerinin, sivil toplumun da işin içerisine gireceği şekilde anayasa çalışmaları bu sürecin itici unsuru olacaktır. Çünkü bizim topluma vaadimiz yeni bir anayasa yapılmasıdır, yazılması değil, bunun altını çizerek söylüyorum."

Kurtulmuş, "Biz istiyoruz ki kim ne söyleyecekse çok açık şekilde söylesin. Muhalefete o anlamda iktidarı bir yerde kontrol etme, denetleme imkanı her halükarda çok geniş bir şekilde verilsin. Ama sonuçta yasama faaliyetlerini hızlandıracak, karar mekanizmalarını hızlandıracak bir iç tüzüğümüz olsun. Bunun çeşitli örnekleri var ülkelerde, bunların üzerinde çalışıyoruz. İnşallah iç tüzüğü de diğer partilerin katılımıyla demokratik bir iç tüzük olarak geçirmek öncelikli hedeflerimizden biri" şeklinde konuştu.



kaynak: habermonitor.com